Nusaybin’i kalkındıralım…

FARUK ER

İnsanın doğasında var olan hayal, gerçekleşmese de bir süreliğine de olsa insanı sevindirir, rahatlatır. İnsanoğlu önce hayal eder, daha sonra o hayalini gerçekleştirmek için beyin jimnastiği yapar. Sebep-sonuç ilişkilerini, iyi-kötü analizlerini,  doğru-yanlış hesaplarını yaptıktan sonra hayalini gerçekleştirir. Ya da hayalini çevresi ile paylaşır. Ben de bir Nusaybin sevdalısı olarak, Nusaybin’i ekonomik kalkınmışlık anlamında gerek ticari, gerek zirai, gerekse hayvancılık alanında güzel adımların atılması adına hayalimde tasavvur ettiğim Nusaybin’i görmek için bu yazıyı kaleme alıyorum.

        Nusaybin’de hali vakti yerinde olan birçok varlıklı, zengin aileler ve çiftçiler var. Bu insanların sermayeleri dışarıya değil, Nusaybin’de değerlendirilip yatırıma dönüşürse, Nusaybin bugünkü durumundan daha çok ileride olur, refah seviyesi yükselir. İnsanlar bir birlerine karşı sevgi, hoşgörü ve muhabbet beslerler. Bu vesile ile umulur ki kardeşlik bağlarımız yeniden canlanır.

        Her işin başlangıcı biraz endişe verir. Özellikle bölgede hiç teşebbüsü yapılmamış işlere girişmek biraz cesaret gerektirir. Bizim bölgenin zenginleri “ya kaybedersem?” endişesi ile hep geride kalıyorlar. Bu da paranın yastık altında bekletmesine sebep olur. Aynı zamanda iş kurma cesareti kırılır. Bölgemizin insanları sürekli devlet destekli işler yapmak istiyorlar. Bu da çoğu zaman sonuçsuz veya yarım kalıyor. Oysa girişimci,  kendi sermayesi ile işini kurarsa kısa sürede sonuç alır.

        Bölgemizde buğday, arpa, mercimek ve mısır ekilmektedir. Son yıllarda verimi yüksek olan mısır için Mısır Kurutma Tesisleri kurulsa bu tesislerde hem birkaç insan çalışmış olur hem de işadamlarımız kazanmış olur.

        Aynı zamanda bölgede mercimek ekimi ve verimi iyi olmasına rağmen, Nusaybin’de mercimek fabrikası yoktur. Nusaybin de kurulacak fabrikanın çok faydalı olacağı, istihdam imkanı sağlayacağı gibi işveren de sermayeyi Nusaybin’de değerlendirmiş olur.

         Nusaybin’in sulu arazileri olmasına rağmen bütün sebze ve meyvesi diğer illerden geliyor. Birçok sebze ve meyve Nusaybin’de yetiştirebilir, maalesef tembellikten dolayı her şey dışardan geliyor. Hep tüketiyoruz, üretmiyoruz. 

         Nusaybin’de yetiştirilen “Şapırzen” denilen üzüm çeşidini, inciri ve kayısıyı yetiştirmek için toprağımız ve iklimimiz elverişlidir.  Yetiştirilse ne kadar güzel olur. Herkes kazanmış olur.

          İlçemizde yüz binlerce dönüm buğday, arpa ve mercimek ekiliyor. Buna rağmen Nusaybinlilerin hemen hemen hiçbirinin biçerdöverleri yoktur. Bizim çiftçiler cesaret edip biçerdöver alsalar çok güzel olur. Biçerdöverlerin olmayışına şahsen çok üzülüyorum.

           Bölgemizin iklimi özellikle kış mevsiminde çok sert olmamakla beraber hayvan yetiştiriciliği hususunda çok uygundur. Doğu’nun kışı çok çetin ve sert geçtiği halde, büyükbaş hayvan besiciliği çok yaygındır. Takdir etmek lazım. Nusaybin’in iklimi uygun olup, Büyükbaş hayvan çiftlikleri kurulsa maliyet olarak Doğu Anadolu Bölgesine göre daha ucuz bir maliyet ile çiftlikler kurulabilir. Bugün gerek besicilik ve gerekse süt ürünleri güzel bir kar bırakıyor.

        Nusaybinli işadamlarına ve çiftçilere sesleniyorum. Eğer sizler Nusaybin’i seviyorsanız, anlattığımız hususlarda ve diğer alanlarda yatırım yapmanızı istiyoruz. Marmaris’teki villa olmasa da olur. Nusaybin’e yatırım yapın, fakir fukara yararlansın.

         Peygamber (a.s) diyor ki: “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” (Buhari, Mağazi,35) Hayırlı yatırımlara teşebbüs eden iş adamlarına başarılar diliyorum. Her kim ki hayırlı bir kapı açarsa ve Nusaybin için taş üstüne taş koyarsa, niyeti halis ise Allah onu muvaffak etsin. Rızkı helal ve bol olsun.

             Allah’a emanet olun.


                                                                                                                              Faruk ER


Paylaş: