Öğle:12:07 İkindi:15:13
17 °C

BİR RAMAZAN DAHA GELDİ, GİDİYOR.

  • ŞÜKRÜ YAVUZ
  • 2020-05-19 23:52:02
  • 5616 Görüntülenme
  • Bismillahirrahmanirrahim !

     Hamd, âlemlerin rabbine, salat ve selam Fahri Kainat Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’e, ailesine ve dava arkadaşlarının üzerine olsun!

    İslam’ın beş şartından biri olan oruç, Efendimiz ’in Mekke’den Medine’ye hicretinden yaklaşık bir buçuk yıl sonra Şaban ayında biz Müslümanlara farz kılındı. Yüce Rabbimiz Kutsal Kitabımız Kuran-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

    Ey iman edenler, sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki günahlardan korunursunuz. (Bakara-183)

    Hz. Âdem’ den bu yana Allah’ın dinini yaymakla görevlendirilmiş diğer bütün peygamberlerin şeriatından anlıyoruz ki her peygamber farklı coğrafyalarda farklı zamanlarda kendi kavimlerine oruç tutmaları konusunda uyarılarda bulunmuşlardır. Fakat özellikle de Hıristiyan ve Yahudi kavimlerinin tutmakla mükellef oldukları oruç ibadetinin özünü değiştirdikleri, oruç tutulacak gün sayıları ile oruçlarının şartlarını değiştirdikleri bilinen bir gerçektir. Yüce Rabbimiz, biz Müslümanlara kolaylık olsun diye yolculuk veya hastalık gibi durumlarda orucu sonradan kaza yapma,  bunu da yapamayacak olanlar için de bir fakiri doyuracak şekilde para veya yiyecek infak etme şeklinde bir tolerans sunuyor. Bu, konunun fıkhî boyutudur.

    Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav) bir hadisinde:

    Cennette bir kapı vardır ki o kapıdan yalnızca oruç tutanlar girer. O kapının adı Reyyan’dır. O gün “Oruçlular nerede ?” diye çağrılırlar. Onlar da Reyyan kapısından cennete girer. Ardından kapı kapanır ve o kapıdan oruç tutanlar dışında başka hiç kimse cennete giremez.

    Evet, ayet-i kerime ve hadis-i şeriften orucun fazileti hakkında bir kanaate varmış olduk.

    Ramazan Ayı’nın ve dahası orucun hayatımızda nasıl bir etki oluşturduğuna bakalım şimdi de.

    Oruçluyken hal ve hareketlerimizde bir olgunluk hissettik mi? Yemek ve sudan uzak durduğumuz kadar gıybetten, faizden, rüşvetten, adam kayırmadan, yetim hakkı yemekten, gayriahlaki tavır ve davranışlardan uzak durduk mu?

    Malumunuzdur ki dünyayı kasıp kavuran Covid-19 virüsünden biz de yeterince mustarip oluyoruz. Acaba gözle bile görünmeyen bu virüsten korkup çekindiğimiz kadar Allah’ın koymuş olduğu sınırları aşmaktan da o nispette korkuyor veya çekiniyor muyuz?

    Beytullah’ın ve Ravza-i Mutahhara’nın kapıları ibadete ve ziyarete kapatılmışken, ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa İsrail siyonizminin işgali altında kıvranırken Müslüman alemi olarak içinde bulunduğumuz gaflet uykusunun neticelerinin bize nelere mal olacağından korkuyor muyuz?

    Özellikle bu Ramazan Ayı’nın evlerimizde, mahallemizde, şehrimizde ve gönül dünyamızda yer eden bütün İslam âlemindeki sorumluluklarımızı hatırlamakta bir vesile olması gerekmez mi? Gören gözlerin, işiten kulakların ve hisseden kalplerin bir ibret vesikası olarak görmesi gerekir bu yaşananları.

    Rabbim hakkı hak bilip haktan yana olmayı, batılı batıl bilip mücadele etmeyi bizlere ve ümmet-i Muhammed’e nasip etsin. Bu kutsî günlerin ikliminde İslam coğrafyalarında akan kanın ve gözyaşının son bulmasını, huzur ve kardeşlik şuurunun yeşermesi için vesile kılsın. Allah oruçlarımızı kabul buyursun.

    Kabe'nin ve Mescid-i Aksa’nın özgür olacağı günlerin umuduyla…

    Es selamünaleyküm ve Rahmetullah!

    Şükrü Yavuz

    ŞÜKRÜ YAVUZ
    ŞÜKRÜ YAVUZ
    KÖŞE YAZARI