SILA-i RAHİM

SEYFETTİN AĞIRMAN

Seyfettin Ağırman'ın Kaleminden 'SILA-i RAHİM

İslam hukukunun önemli konularından olan sıla-i rahim günümüz dünyasının yaşadığı sorunların bir çoğunu çözecek mahiyettedir. Özellikle kapitalizmin, teknolojinin yanında beşeri ideolojilerin zihinlerde oluşturduğu ayrılıkçı ve dışlayıcı düşüncelerin sebep olduğu güvensizlik sosyal ilişkileri kesme noktasına, bireyselciliği de yaşam haline getirmiştir. Maddi açıdan son derece ilerlemiş olan milletler manevi açıdan da aynı derecede uzaklaşmışken diğer taraftan sömürülen ya da hakları gasbedilen toplumlar da bulundukları durumdan kurtulmak için güçlülerin sunduğu reçeteleri kabullenmek zorunda bırakılırken iyiden iyiye zehirlendirildiklerinin farkıda değiller. Farkında olsalar bile kurtuluş için ikinci bir yol bulamamaktadırlar ve tabiri caizse, özür dileyerek sölüyorum, celladına aşık toplumlar olarak ortaya çıkmaktadırlar. Bu da zalim ve zordestlerin varmak istedikleri hedeftir.

Peki bunun çaresi yok mu? Elbette vardır.”Sıla-i rahim”

     Akrabalık bağlarını yaşatmayı, akrabaların birbirini ziyaret etmesini ve iyi ilişkiler kurmasını ifade eden sıla-i rahim, Allah Resulu ve müşrikler arasında geçen şiddetli düşmanlığa rağmen akideyi bozmamak şartıyla dünyevi konularda müslümanlardan sürdürülmesi istenmiştir ki bunun sonucunda sonradan da görüldüğü gibi mekke müşrik devletinin müsluman olmasına vesile olmuştur.

      “Dininizden ötürü sizinle savaşmayan, sizi yerinizden yurdunuzdan etmeyen kâfirlere gelince, Allah sizi onlara iyilik etmeden, adalet ve insaf gözetmeden menetmez. Çünkü Allah âdil olanları sever.” (Mümtehine, 8)

     “İnsana, ana babasını (gözetip, onlara iyilik etmesini) de tavsiye ettik. Anası onu, zayıflık üstüne zayıflık çekerek (karnında) taşımıştı. (Sütten) ayrılması da iki sene içinde olur. (Bu yüzden) bana şükret ana babana da (diye tavsiye ettik). Dönüş ancak banadır.
“Bununla beraber eğer (ana baban), hakkında bir bilgi sahibi olmadığın şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, o takdirde onlara itaat etme; ama onlara dünyada iyilikle sahip çık! Ve bana yönelenlerin yoluna uy! Sonra dönüşünüz ancak banadır; o zaman size yapmakta olduklarınızı haber vereceğim.” (Lokman, 14-15)

     “Allah sizi ancak, din hususunda sizinle savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım eden kimselere dostluk etmekten men eder! Artık kim onlara dostluk ederse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir!” (Mümtehıne, 9)

     “Sevap yönünden hayrın en değerlisi, iyilik yapmak ve yakınlarla ilişki kurmaktır. Ceza yönünden şerrin en kötüsü de zulüm yapmak ve akrabalarla ilişkiyi kesmektir.” (İbn-i Mace) 

     Bir kimsenin, “Beni cennete götürecek bir iş söyler misiniz ya resulallah” şeklindeki bir sorusuna Hz. Peygamber “Allah’a kulluk edip O’na hiçbir şeyi ortak koşmazsın; namazını kılar, zekâtını verirsin ve akrabanı gözetirsin” diye cevap vermiştir


     Alimler, akrabalık bağını gözetmenin vacip, bu bağı kesmenin haram olduğunu ittifakla kabul etmiştir. Yakın akrabaya ise sıla-i rahimin farz olduğunu söylemişlerdir. (Kimya-yı Saadet )

      Ana babaya saygı ve iyilik, çocukların bakımı ve gözetilmesi, eşler arasındaki haklar ve sorumluluklar, diğer akrabaların karşılıklı sorumlulukları, akrabalık bağlarının yaşatılması, komşuluk hakları gibi konuları kapsayan sıla-i rahim; köle ve hizmetçilerin hakları ve sorumlulukların da kapsaması, İslâm ahlâk kültüründe insan haklarına verilen önemi yansıtmaktadır.

   İslam dünsasının yönünü çevirdiği batı kültürünün kötü meyveleri olan bu günkü yaşam tarzı ve zamanla bu kültürün etkisiyle yetişen nesiller manevi değerlerden yoksun olduğu gibi tarih ve kültüründen de habersizdirler.

     Laiklik ve maddecilik temelleri üzerine inşa edilmiş olan batı tarzı hayat batıyı dünyevi olarak ilerletmiş olsa bile manevi açıdan çökmüştür.

     Müslümanlar ve emperyalistlerin işgal ve sömürülerine maruz kalmış müslüman olmayan halklar ise hiç bir zaman batı tarzı bir yaşamı benimsememiş ve tam olarak da yaşamamışlardır. Batılı güçlerin desteğiyle yönetime getirilen  kral ve diktatörlerin dayatmalarına rağmen başarılı olamamışlardır. Ancak maddi ve manevi yönden, laikliği ve İslam’ı yarı yarıya yaşayan, cahili topluluk ve zümrelerin yanında fertler ortaya çıkmışlardır. İslam dünyasının yaşamış olduğu bu günkü problemin kaynağı da budur. Bu sorunu aşmanın tek çaresi müslümanların inanclarına uygun yasaları hayata geçirmeleridir ki bu yasaların kuran ve sünnete aykırı olmamaları gerekir. Sıla-i rahim bu yolda yürüyen insanların kaynaşmasını sağlayacak yegane ilaçtır. Aslında bu gün islama karşı yürütülen fiili ve sözlü propagandanın amacı, İslam’ı hayattan uzaklaştırmak, sıla-i rahimin yerine de bireyselciliği yerleştirmektir. Halk arasında yaygın olarak kullanılan; sezarın hakkı sezara tanrının hakkı tanrıya. Din kul ile Allah arasındadır. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, her koyun kendi bacağından asılır. Gibi sözler de masumane sözler değildir.

    Gayri müslimler için gerekli olan sıla-i rahim, Kuran’a iman etmiş biz Müslümanlar için bazı alimlere göre farzdır. Bu konu gerek hükümetlerin gerekse İslami çalışma yapan sivil toplum kuruluşlarının öncelikli faaliyetleri arasında yer almalıdır.

     Çalışmak bizden başarı Allah’tandır. Allah’a emanet olun.  

23.12.2019.

Seyfettin AĞIRMAN

Paylaş: