GELİN KARDEŞ OLALIM

FARUK ER

Peygamberler adaleti yerine getirmekle emir olunmuşlar. Firavun, Nemrut ve Ebucehiller hükümranlıkları için insanları katletmişler. Ama akıbet(güzel sonuç) muttakilerin olmuştur.

Allah CC insanları hür olarak yarattığı için insanlar daima hür ve özgürce yaşamak ister. Peygamberler, insanların hür yaşamaları için mücadele edip insanları Kul’a kul olmaktan kurtarıp Allah'a kul olmaları için mücadele etmiş nice bedeller ödemişlerdir. Firavunlar, Nemrut ve Ebucehiller insanları kendilerine kul yapmak için gözlerini kırpmadan insanları öldürüp, mallarını almış, onları katletmiş, kendilerini bütün insanlardan üstün görüp hayatı tarumar etmişler. O kadar ileri gitmişler ki kendileri de inanmadığı halde ilahlığa yeltenmişler. Güya ilahlıklarını sürdürmek için zulümler yapıp insanlığı katletmişler. Bu baskı ve zorbalıklarla bir müddet halklar ve milletler üzerinde hâkimiyet sağlamışlardır. Ancak Allah CC Hut süresi 49. Ayetinde ”Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin bundan önce bilmiyordunuz. Şu halde sabret. Şüphesiz sonuç takva sahiplerinindir. Ayette anlatıldığı gibi, Kur’an bir hak kitap olduğu ve daha önce bilinmeyenlerin Peygamberlere vahyedildiği ve sonuç itibari ile takva sahiplerinin üstün gelecekleri Anlatılmaktadır. Yani her türlü sıkıntı, musibete karşı sabır ve takvaya sarılmakla akıbetin muttakilerin olacağı Allah CC Ayette dile getirmektedir.

Tarihte zulümleri ile meşhur olan imparatorluklar, kisralar yerle yeksan olup, tarih sayfalarında zulümleri ile anılıyorlar. Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Yusuf ve Hz. Muhammed (S.A) bunlara karşı Allah’ın  Yardımı ile mücadele edip muzaffer olmuşlardır. Bu hak ve batıl mücadelesi kıyamete kadar devam edecek ve hak galip gelecek.Günümüz zorba ve diktatörleri on bin km öteden gelip İslam beldelerini işgal ediyor, özgürlük getireceğim adı altında Müslümanları katlediyor ve Müslümanları köleleştiriyorlar. Kendi ideolojilerini, kokuşmuş medeniyetlerini Müslümanlara empoze ediyor, Müslümanları dininden uzaklaştırıyor, İslam beldelerinin zenginliklerini alıp istediği gibi kullanıyor, işe yaramayan mal ve silahlarını zorla İslam ülkelerine satıyorlar. Bu zalimler öyle bir hâkimiyet kurmuşlar ki ellerindeki mal veya silahları zorla veriyor ve İslam beldeleri bu mal ve silahları almak zorunda kalıyorlar. Buna rağmen gayri Müslimlerden şekva etmiyoruz. Çünkü onların vazifesi İslam’ı kendi emelleri doğrultusunda kullanmaktır. Bunun için Allah CC maide süresinin 51. Ayetinde "Ey iman edenler Yahudi ve Hristiyanları dostlar edinmeyin. Onların bazısı bazısının dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğruYola iletmez" Tarih boyunca ve günümüzde dahi Yahudi ve Hristiyanlar İslam’ın yayılmaması  İçin her türlü hileye başvurup İslam’ın yayılmasını engellemeye çalışmışlar. Aynı zamanda son 200 yıldır İslam beldelerine saldırıp milyonlarca Müslümanı katletmişler ve hala katletmeye devam ediyorlar.Hıristiyan ve Yahudilerden merhamet beklemek akıl karı değildir.

Ama İslam beldelerinde başkan, reis ve krallar ABD ve Avrupalıların tasallutuna girmiş, Avrupalıların emir erleri olmuşlar. Onların istek ve arzuları doğrultusunda hareket ediyorlar. Onlara verilen ödevleri harfiyen yerine getiriyorlar. Kendileri gayri Müslümlerin hizmetlerine girdikleri gibi halklarını da gayri Müslimlerin hizmetine sokmuşlar. Bu vesile ile İslam beldelerinde günahların önü açılmış, İslami yaşamın, Avrupa medeni kanunları adı altında önü kapatılmış, İslami yaşamayı zorlaştırıp aynı zamanda ambargolarla yaşama hakkı ellerinden alınıp İslami değerlere saldırıp Müslüman beldelerinde Müslümanca yaşamak ateşten elbise giymek olmuştur. Bu ne musibet, bu cesareti kim nerden alıyor. Buna rağmen Allah zalimleri sevmez muhakkak zalimler hüsrana uğrayacaklardır.

Ey İslam Beldelerin başkanları, reisleri ve liderleri Allah CC münafikkun süresi 8. Ayetinin sonunda ”Oysa yücelik Allah’a, Peygamberine ve müminlere aittir. Ama munafıklar bilmezler.” Onun için diyorum ki İslam beldelerindeki liderlere İslam’a sarılın, İslam’ı yaşayın, İslam’ı yaşatın ki huzur bulasınız, ırklar arasındaki milliyetçilik arka plana itilsin, İslam’ı şiar edinin ki İslam kardeşliği tekrar muhacir, Ensar edası ile ruh bulsun. Yoksa güvenlik tedbirleri ile ırkçılık ile Müslümanları bir arada tutmak ve asayişi berkemal hale getirmek mümkün değildir.

Gelin İslam’ın sosyal adaletini ve İslam kardeşliğini esas alalım ki huzur bulabilelim. Yoksa çok geç olur, hem dünyamız hem de ahretimiz zir-u zeber olmasın.

Selam ve dua ile Allah'a emanet olun.

FARUK  ER 

Paylaş: