Gram altın Cumhuriyet Altını Gümüş ONS Yarım Altın

Öğle:12:07 İkindi:15:13
17 °C

MÜMİN'İN HAYATINDA DUANIN ÖNEMİ

  • SEYFETTİN AĞIRMAN
  • 2019-09-18 22:39:08
  • 642 Görüntülenme

  • Kulunun her hâline vâkıf Hay ve Kayyum olan yüce Allah onun aczi yetine her ân şahit olduğu halde, kulundan bunu itiraf ve ifade etmesini bekler. Bu da ancak dua ile olur. Kur’an-ı Kerim’de: Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez. (Araf:55)

      Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a korkuyla ve ümitle dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır. (Araf:56)

     "Rabbiniz, şöyle buyurdu: Bana dua edin, size cevap vereyim (duanızı kabul edeyim)" (Mü'minûn, 23/60).

    Hadis-i şerifte ise: “Allah katında duadan daha kıymetli bir ibadet yoktur” diye buyrulmuştur.

     "Dua ibadetin ta kendisidir. " (Tirmizî)

     1-Dua nedir? Dua kelime manası olarak istemek, çağırmak ve davet etmek manalarına gelmektedir. İslami olarak ise Allah-u Teâlâ'ya yalvarmak demektir.

    2-İnsanlık tarihinde dua: Dua, insanda fıtrî bir olgudur. Bu sebepledir ki, bütün dinlerde mevcuttur. Üstün bir varlığa inanan her insan şu veya bu şekilde dua eder. İnsanlar hayatları boyunca üstesinden gelemeyecekleri birçok şeyle karşılaşmakta; keder, sıkıntı, acı ve ümitsizliklere maruz kalmaktadırlar. Yüce Allah şöyle buyurur: "İnsana bir darlık dokunduğu zaman yanı üzere yatarken, otururken yahut ayakta bize yalvarır, ama biz onun sıkıntısını giderince sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder. İşte aşırı gidenlere yaptıkları iş böylesine süslü gösterilmiştir." (Yunus, 10/12)

    3-Kaç çeşit dua vardır? Risâle-i Nur’da duânın beş çeşidinden bahsedilir.

    A-İstidad(Kabiliyet) Lisanıyla Yapılan Duâ

    Bu bitki ve hayvanlarda bile görülebilir ki, her biri Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin tecellisi olarak farklı şekiller, güzellikler, görevler üstlenir ve bunu adeta gerçekleştirmek için tohum halleriyle duâda bulunurlar. Bu duânın ne kadar halisâne, içten ve coşkuyla yapıldığını otların ve ağaçların, taş ve kayaların üzerinde tezgâhını kurmuş incecik kök ve damarlarıyla onları yarmasından ve güneşin sıcaklığına dayanmalarından, üstelik meyveler, kokular, renkler sunmalarından anlayabiliriz. Derler ki, bütün çiçekler toplanmış, her biri ayrı bir güzellik için duâda bulunmuşlar, sonra Rabbimizin güzel isimlerine bakmışlar ve her biri birbirinden farklı güzel olmuşlar… Hepimizde yaratılışta verilen çok farklı kabiliyet vardır. Bunların farkına varırız veya bunlar anne, baba, eğitimci ve uzmanlar vasıtasıyla ortaya çıkarılır ve geliştirilir. İnsanın bir kabiliyetine yönelmesi ve onu geliştirme istikametinde çaba göstermesi bir çeşit duâdır ki, inansın inanmasın hangi insan bu yola tevessül ederse, Allah’tan bu kabiliyetini geliştirmesi için duâ etmiş olmaktadır. Değişme ve gelişme halinde olan her varlığın istidat diliyle yaptıkları duâ da bu kısma girmektedir. Her şey kendine has diliyle Cenâb-ı Hakk’ı tesbih ettiği gibi ihtiyacıyla da Allah’a dua etmektedir. b- İhtiyac-ı Fıtrî Lisanıyla Yapılan Duâ

    Bütün hayat sahipleri fıtratlarında taşıdıkları hayatiyetlerini sürdürebilmek için ihtiyaç duydukları şeyleri duâ ile isterler. Güneşten yağmura, toprağın bitirdiklerine kadar her varlık muhtaç olduğu şeylere zamanında, ummadığı yerden ve şekilde ulaşmakta; mükemmel bir dağıtım ile her varlığa ne, ne kadar, ne zaman gerekliyse anında ulaştırılmaktadır. Mesela açlık hissi vermiş, bedenimizi buna uygun biçimde donatmış. Her açlık hisseden insan aslında midesinin bu talebiyle yaratılıştan gelen bir duâda bulunmaktadır. Susuzluk durumu da böyledir. Sevgiye duyulan ihtiyaç da…

    c- Iztırar(zaruret) Lisanıyla Duâ

    Dünyada ruha ve bedene acı veren her zor durum duâ için en uygun hallerdir. İnsanın canını yakan, acıtan musîbetler; zorda, darda kalan, zorluk içinde sıkıntı çeken insanı kalp ve zihin itibariyle duâya hazır ve açık hale getiren sebeplerdir.

    Bir de yalnızlık duygusu vardır. İnsan kalabalıklar içinde kendisini kimsesiz hissedebilir. Bir gönül yarası veya sevdiklerinin dünyadan ayrılması ya da bir kısım günahların ruhunda açtığı yaralar insanı bu duygu içinde sığınacak bir hâmîye ihtiyaç hissettirir ve duâ ile O’na yönelme isteği içinde şiddetle belirir.

    d. Her Zaman Yaptığımız Meşhur Duâ

    Bu da iki kısımdır

    Fiilî Duâ: Sebeplere teşebbüs etmek fiilî duâdır. Çift sürmek gibi... Toprak rahmet hazinesinin kapısı olduğundan çiftçi o kapıyı sabanıyla çalar. Bu duâ doğrudan Cenâb-ı Hakk’ın isim ve ünvanına yönelmiş olduğundan çoğunlukla kabul olunur.

     Kavlî Duâ: Dil ve kalple yapılan duâ. İnsanın eli yetişmediği bir kısım ihtiyaçlarını istemesidir. Bunun en mühim tarafı, en güzel meyvesi şudur: “Duâ eden adam anlar ki birisi var, kalbinden geçenleri işitir, her şeye eli yetişir, herbir arzusunu yerine getirebilir, âcizliğine merhamet eder, fakirliğine medet eder.” Hayvanların acıktıkları zaman kendilerine has dilleriyle çıkardıkları sesler de kavlî duâya girmektedir.

    4-Duaların Kabul Olma Şartları: Bediüzzaman bu konuda şöyle diyor;

    Esbab-ı kabul dairesinde olmalı. Çünkü bazı şerait dâhilinde dua makbul olur. Şerait-i kabulün içtimaı nispetinde makbuliyeti ziyadeleşir.

    Ezcümle, dua edileceği vakit, istiğfar ile manevî temizlenmeli, sonra makbul bir dua olan salavat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve âhirde yine salavat getirmeli. Çünkü iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur.

    A- Gıyaben ona dua etmek

    B- Hadîste ve Kur’an’da gelen me’sur dualarla dua etmek

    C- Câmi’ dualarla dua etmek

    D- Hulus ve huşû ve huzur-u kalp ile dua etmek

    E- Namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra

    F-Mevâki-i mübarekede, hususan mescidlerde

    G- Cumada, hususan saat-i icabede

    H- Şuhur-u selâsede, hususan leyali-i meşhurede

     I-Ramazanda, hususan leyle-i kadirde dua etmek kabule karin olması rahmet-i İlahiyeden kaviyyen me’muldür.

    O makbul duanın ya aynen dünyada eseri görünür veyahut dua olunanın âhiretine ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbul olur. Demek, aynı maksat yerine gelmezse dua kabul olmadı denilmez; belki daha iyi bir surette kabul edilmiş, denilir.

    Selam ve Dua ile.

    18.09.2019

    SEYFETTİN AĞIRMAN