Mardin STK Platformu: Ayasofya tekrar cami olsun

Ayasofya Cami'nin tekrar ibadete açılması için çağrıda bulunan Mardin STK Platformu Dönem Sözcüsü Dr. Ahmet Ceylan, fethin sembolü olan Ayasofya Camisi’nin bütün Müslümanlara Fatih Sultan Mehmed'in emaneti olduğunu kaydetti.

Mardin STK Platformu: Ayasofya tekrar cami olsun

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında gündeme gelen Ayasofya Camii’nin tekrar ibadete açılabileceğine ilişkin destek açıklamaları gelmeye devam ediyor.

1453 yılında Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesiyle camiye çevrilen, 1930 yılında da tamirat gerekçesiyle ibadete kapatılan ve 24 Kasım 1934 tarih ve 7/1589 sayılı Bakanlar Kurulu’nun kararıyla müzeye çevrilen ve bir yıl sonra da ziyarete açılan Ayasofya Camii, 86 yıldır ibadete kapalı.

“Ayasofya; sıradan bir mabet değil, sembolik değeri çok yüksek olan bir camidir”

Konuya ilişkin açıklama yapan Mardin STK Platformu Dönem Sözcüsü Dr. Ahmet Ceylan, Ayasofya’nın sıradan bir mabet değil, sembolik değeri çok yüksek olan bir cami olduğunu söyledi.

Dr. Ceylan, “Ayasofya Bizans İmparatorluğu zamanında 537 yılında kilise olarak inşa edildi. 1453 yılında İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesiyle, Ayasofya Kilisesi fethin sembolü olarak Ayasofya Camisi olarak değiştirildi. İstanbul’un fethi, Avrupa tarihi açısından orta çağın bitmesine yeniçağın açılmasına yol açmış,  dünya tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. Bizans imparatorluğu tarihe gömülmüş, Osmanlı bir devletten öte, İmparatorluk düzeyine çıkmış Osmanlı İmparatorluğunun manevi şahsında Müslümanlar dünyada en önemli güç haline gelmiştir. Ancak Hıristiyan Batı, İstanbul’u geri alma ve Ayasofya’yı tekrar kilise yapma hayallerinden hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Geniş ufku ve feraseti ile ünlü Fatih Sultan Mehmet, 29 Mayıs 1453 yılında İstanbul’u fethettikten ve Ayasofya Kilisesini caniye dönüştürdükten üç gün sonra yani 1 Haziran 1453’te bir vakıf kurar. Kurduğu bu vakıf ile kıyamete kadar Ayasofya Camisinin bakım onarım ve her türlü giderini karşılayacak bir vakıf camisi haline getirdi.” dedi.

Fatih Sultan Mehmed’in Vakfiyesindeki ifadeler

Ceylan, “Vakfın kurucusu Fatih Sultan Mehmed’in Vakfiyesindeki şu ifadeler oldukça anlamlıdır:

 ‘Kim ki, bozuk teviller, hurafe ve dedikodudan öteye geçmeyen bâtıl gerekçelerle, bu vakfın şartlarından birini değiştirirse veya kanun ve kurallarından birini tağyîr ederse; vakfın tebdîli ve iptali için gayret gösterirse; vakfın ortadan kalkmasına veya maksadından ve gayesinden başka bir gayeye çevrilmesine kast ederse, vakfın temel hayır müesseselerinden birinin yerine başka bir kurum ikame eylemek ve vakfın bölümlerinden birine itiraz etmek dilerse veya bu manada yapılacak değişiklik veya itirazlara yardımcı olur yahut yol gösterirse; veya şer’i şerife aykırı olarak vakıfta tasarruf etmeye azmeylerse… Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti üzerlerine olsun. Ebediyen cehennemde kalsınlar, onların azapları asla hafifletilmesin ve onlara ebediyen merhamet olunmasın. Kim bunları duyup gördükten sonra değiştirirse, vebali ve günahı bunu değiştirenlerin üzerine olsun. Hiç şüphe yok ki, Allah her şeyi işitir ve her şeyi bilir.’ (Fatih Sultan Mehmet Han, Ayasofya Vakfiyesi, 1 Haziran 1453) 29 Mayıs 1453 yılından İngilizlerin İstanbul’u işgal ettikleri 16 Mart 1920 yılına kadar kesintisiz 467 yıl cami olarak hizmet verdi. İşgalci İngilizler Ayasofya Camisine Çan takıp kilise yapmak istediler. Ancak İstanbul halkının karşı çıkması ve Hindistan Müslümanlarının sert tepkisi ile karşılaşan İngilizler bundan vaz geçtiler. İngiliz işgalinin bittiği 1923 yılından sonra tekrar cami olarak kalmaya devam eden Ayasofya 24 Kasım 1934 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile müzeye dönüştürüldü.  Böylece 481 yıllık Ayasofya Camisi 86 yıldır müze olarak boynu bükük hüzün içinde durmaktadır.”

“Ayasofya Camisi fethin sembolüdür”

Fethin sembolü olan Ayasofya Camisi’nin bütün Müslümanlara Fatih Sultan Mehmed’in emaneti olduğunu kaydeden Ceylan, şöyle dedi:

“İslam’ın bu topraklarda hâkim olduğunun nişanesidir. İslam medeniyetinin ayakta olduğunun ve var olduğunun alametidir. Ayasofya Camisinin müze olarak değiştirilmesi, Müslümanların özellikle Müslüman Türk Halkının bütün bunlardan vazgeçmesi demektir. Ayasofya’nın tekrar cami haline getirilmesi: Her şeyden önce Fatih Sultan Mehmed’in emanetine sahip çıkmak demektir. 1453 yılından beri İstanbul’un Müslüman yurdu olduğunun ilanıdır. Karlofça Antlaşmasının imzalandığı 1699 yılından beri üç asırdır talihi ters giden İslam Coğrafyasının makus talihinin bittiğinin, artık kutlu bir dönemin başladığının, kendine geldiğinin, kendi değerlerine, tarihsel miras ve misyonuna sahip çıkmaya başladığının göstergesidir. İslam Medeniyetinin, tek dişi kalmış Batı Medeniyeti karşısında yok olmadığının,  var olmaya devam ettiğinin ispatıdır. Milli manevi her açıdan yüksek sembolik değere sahip Ayasofya’nın, insanlığın ortak mirası olduğu hezeyanı ile tekrar camiye dönüştürülmesine karşı çıkanlar derin bir gaflet cehalet ve dalalet içerisindedirler. Eğer gaflet ve cehalet sebebiyle değilse, bunlar bu ülkenin kimlik ve kültüründen habersiz, sömürgeci komiserler gibi davranan hıyanet şebekesinin uzantılarıdır. Mardin STK Platformu olarak Ayasofya’nın günlük hiçbir politik tartışmaya malzeme yapmaksızın en kısa zamanda tekrar cami olarak hizmete alınması için çağrıda bulunuyoruz. Ayasofya tekrar cami olsun ki Fatih Sultan Mehmed’in ruhu şad olsun.” (İLKHA)

Paylaş: