USD 5.2957000732422 EUR 6.0644001960754 GBP 6.7548999786377 Gram altın Cumhuriyet Altını Gümüş ONS 1278.9599609375 Yarım Altın

Akşam:17:44 Yatsı:18:59
17 °C

“Sınav kaygısı başarınızı olumsuz etkilemesin”

Advert “Sınav kaygısı başarınızı olumsuz etkilemesin”

Bu hafta sonu milyonlarca öğrencinin kaderini belirleyecek olan YKS'ye sayılı günler kala uzmanlar, hem öğrencilere hem de ailelere sınav ile ilgili önemli uyarılarda bulundu.

Öğrencilerin geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olan üniversite sınavı yaklaşıyor. Bu süreçte bazı öğrenciler, sınava ne kadar hazırlanırsa hazırlansınlar sınav kaygısına yenik düşebiliyor. Bu süreçte sağlıklı kalmak, psikolojiyi bu baskılı dönemin etkilerinden korumak için bazı önlemlerin alınması gerekiyor.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) sayılı günler kalırken uzmanlar, adayların gerçekleştirilecek sınava yüksek moral ile girmesinin başarıda önemli olduğuna dikkat çekerek, sınav kaygısı ile baş etme yolları ile ilgili önemli önerilerde bulundu.

Üniversiteye yeni geçecek olan öğrencilerin heyecanla beklediği YKS için geri sayım başladı. Gaziantep Özel Anka Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Sümeyra Çelik, öğrencilerin sınavda başarılı olmaları için neler yapmaları gerektiği konusunda bilgi verirken, velilere de çocuklarına davranışları konusunda uyarılarda bulundu.

Çelik, “Bizim ülkemizde sınav; meslek edinmek çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü öğrenciler, sınav sayesinde gidecekleri üniversiteyi seçiyorlar. Ondan sonra hayat planlarını buna göre belirliyorlar.” dedi.

Sınav kaygısının öğrencilerin en büyük sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Çelik, sınav kaygısının ortaya çıkmasını etkileyen birçok sebep ve bunun beraberinde her kişi için farklı bir süreç yaşandığına dikkat çekti.

“Kaygının belirli düzeyde olması sağlıklı ve motive edicidir”

Çelik, bu sınavların, sınava girecek çocuk ve gençler kadar bazen onlardan daha çok bu kişilerin aileleri için de büyük bir önem taşıdığını belirterek, “Sınav çok büyük bir önem taşıdığından dolayı aileler ve öğrenciler üzerinde bir stres kaynağıdır. Özellikle de bu sınavın son zamanları, sınav günü yaklaştıkça son günlerde bu stres ve kaygı daha fazla artmaktadır. Son hafta yaklaştıkça bir takım kaygı belirtileri ortaya çıkabilir. Bunlar yemek yemede, uykuda düzensizlikler ve vücudun bazı bölgelerinde baş ağrısı olabilir, bağırsak problemleri yaşanabilir. Bir takım fizyolojik sorunlar ortaya çıkabilir. Bunun dışında elde terlemeler, yüzde kızarmalar, bir takım ağlama nöbetleri, aşırı hassasiyet, sinirlilik, duygusallılık gözlemlenebilir.” şeklinde konuştu.

“Sınavdan önceki gün ders çalışmak kaygıyı daha fazla arttırır”

Öğrencilerin, sınav haftası mümkün olduğu kadar ders çalışma yerine sınava daha hazır olabilmeleri için dinlenmelerini tavsiye eden Çelik, “Zaten bir yıldır çalışan öğrenciler, bir yogunluk içerisindeler ve bu yoğunluğu daha fazla tetikleyecek durumlara sokmamak gerekiyor. Yani öğrencinin son hafta biraz daha dinlenmeye zaman ayırması gerekiyor. Son bir hafta çok fazla yoğun ders çalışmayı biz çok fazla önermiyoruz. Özellikle de son üç gün mümkünse hiç ders çalışılmamalıdır ama bu üç gün içinde halen biraz kaygı varsa veya çok ders çalışmak isteniliyorsa kısa sürede ders çalışmak uygun olabilir. Fakat sınavdan bir gün önce yani son gün kesinlikle ders çalışmamayı öneriyoruz. Çünkü sınavdan önceki gün ders çalışmak kaygıyı daha fazla arttırır. Çünkü o gün çalışılan dersin sınava herhangi bir katkısı asla olmaz. Sınavdan bir gün önce ders çalışılması sadece kaygıyı artırmaya neden olur. Bunun dışında sınavda yapılacak sorulara herhangi bir katkısı asla olmaz.” ifadelerini kullandı.

“Sınav haftası doğru beslenilmelidir”

Sınav haftası doğru beslenmenin çok önemli olduğunu belirten Çelik, “Her zaman normal beslenme düzenimiz nasılsa bu hafta da aynı şekilde beslenmeliyiz. Aileler genellikle sınav haftası çocuklarını çok fazla enerji veren yiyecekleri tüketmeye ve zihin açıklığı olsun diye fazla şeker tüketimine sevk ediyor. Bu çok yanlış bir davranıştır. Çünkü bu mide ve bağırsak problemlerini artırabilir ve vücut dengesini bozabilir. Vücudun alışık olmadığı bir beslenme türü dikkati dağıtabilir, konsantrasyonu ve uyku düzenini bozabilir. Bu yüzden normal beslenme düzeni şekline devam edilmelidir. Ama sınava girmeden önceki kahvaltıyı iyi yapmak ama aşırıya kaçmadan yine normal yumurta, peynir klasik kahvaltı türleri şeklinde kahvaltı yapmak uygun olabilir.” diye konuştu.

“Kaygının fazlası bir takım zararlara neden olabiliyor”

Sınav kaygısının, öğrenilen bilginin sınav sırasında kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine neden olan yoğun bir kaygı durumu olduğuna işaret eden Çelik, “Zaten bir yıllık bir süreçte öğrenciler ciddi bir kaygı yaşıyorlar. Ama son dönemlere girildikçe bu kaygı maalesef biraz daha artmakta. Kaygı aslında çalışmak, insanı motive etmek için iyidir. Ama bu kaygının fazlası maalesef bir takım zararlara neden olabiliyor. Dikkat ve konsantrasyon problemlerine neden olacağından dolayı sınav sırasında öğrencileri ciddi anlamda rahatsız edebiliyor. Bunun öncesinde biraz kişinin kendisine ‘Sınav öncesinde neler yaptım,  bu zamana kadar çalıştım, konularım bitti mi, test çözdüm mü, sınava yeterli oranda çalıştım mı? Bunların hepsine evet diyorsam aslında benim kaygılanmam için çokta bir neden yoktur.’ şeklinde kendi kendine telkinler vermesi, kaygıyı kabullenmesi ve ‘Kaygılı olmayacağım.’ diye bununla mücadele etmek yerine ‘Evet ben biraz kaygı duyuyorum, kaygılı olmak kötü değil. Kaygı ile başa çıkabilirim. Kaygıyı bir felaket haline getirmenin bir anlamı yok.’ şeklinde telkinlerde bulunursa öğrenci kendisini daha rahat hissedecektir.” dedi.

“Sınav esnasında nefes egzersizleri önemlidir”

Sınavın sürecinden çok sınavın sonucuna odaklanmanın, sınavın sonucunu felaketleştirmenin, sınava ilişkin bilgi ve becerisine veya bunu yansıtabileceğine güvenmemenin, olumsuz değerlendirilme yani bilginin değil de kişiliğin değerlendirildiğini düşünmenin sınav kaygısının ortaya çıkmasının en büyük nedenleri arasında olduğunu belirten Çelik, özellikle sınav esnasında bazı teknikler kullanarak kişinin kaygı düzeyini dengeleyebileceğine dikkat çekerek, şunları söyledi:

“Eğer sınav sırasında da çok fazla kaygılandığını hissederse öğrencilerimiz, sınav esnasında 5-10 veya belki 15-20 saniyelik kişinin kaygı oranına göre bu süre değişebilir. Derin derin nefes alarak burundan nefes alıp ağızdan vererek bir takım nefes egzersizleri ile kendisini sakinleştirebilir. Gözlerini kapatıp ve mutlu olduğu bir yana odaklanıp, kendisini rahatlatmaya çalışabilir. Belki bu bir vakit kaybı gibi gelebilir ama asla bir vakit kaybı değildir. Hatta sınav sırasındaki vakit kaybını önleyici özelliğe sahiptir. Yani konsantrasyonunuz düşerse soruları okumak için daha fazla vakit harcayağınız için kendinizi rahatlatmak için harcayacağınız zaman asla vakit kaybı değildir. Bu nedenle kaygılı olduğunuzu ve gerildiğinizi hissettiğiniz anda lütfen ara verin, nefes almaya odaklanın ve sınavın sonucunu felaket haline getirmeden olumlu düşünceler ve kendinizi rahatlatmaya çalışın.”

“Sınav kaygısı ile baş etme konusunda ailelere büyük görev düşmektedir”

Sınav kaygısı ile baş etme konusunda ailelere de çok büyük görevler düştüğüne dikkat çeken Çelik, “Öğrencilerden ziyade aileler de maalesef çok kaygılı bir şekilde yanımıza geliyorlar. Bunda çocukların kaygılarının onlara sirayet etmesinin yanı sıra aile zaten kaygılıysa, çocukta bu kaygı daha da fazla olabiliyor. Yani maalesef birbirini tetikler nitelikte oluyor. Bunun için ailelerin, sınavı hayatın en önemli konusuymuş gibi çocuklara yansıtmak yerine normal bir durummuş gibi ‘Evet sınava giriyorsun, bu önemlidir. Doğru ve haklısın ama bu senin hayatının tamamını etkileyecek bir sınav değil. Önünde daha çok sınavlar olacak. İstersen bu sene hazırlanamadıysan, gelecek sene daha iyi hazırlanarak daha iyi bir plan yapabiliriz.’ şeklinde konuşarak yardımcı olmaya çalışarak ya da çocuğun asıl kaygısının ne olduğunu anlamaya çalışarak, onunla sohbet ederek ve onu sınavın sonucuna göre değerlendirmeyeceklerini inandırarak bu süreyi geçirebilirler. Çünkü çocuğun kendi başarısından ziyade kendi kişiliğinin değerlendirileceğini düşüncesi mevcut olabilir. İşte başarısız olursa ailesinin onu yeterince sevmeyeceğini, zeki bulunmayacağını düşüncesi olabilir. Çocuğu bu düşünceden uzak tutmak için aile ‘Sonuç ne olursa olsun biz seni olduğun gibi kabul ediyoruz. Bizim için önemli olan sensin, senin iyiliğin ve senin mutluluğun.’ şeklinde mesajlar verirse eminim öğrenciler, kendilerini daha rahat hissedeceklerdir.” uyarısında bulundu.

Öğrencilerin sınav günü dikkat etmesi gerek kurallar ile ilgili de uyaran Çelik, “Öğrencilerimiz, kaygılı oldukları anda kendilerini rahatlatacak bir takım telkinlerde bulunmak, sınav öncesinde belgelerini bir gün önceden hazırlamak, sınav günü de mümkün olduğunca erken yola çıkmak, sınavdan yarım saat önce sınav merkezinde bulunmak, onların kaygı düzenlerini zaten olabildiğince azaltacaktır.” dedi.

Sınava girecek öğrencilere başarılar dileyen Çelik, sınav önemli olduğunu ancak her şey olmadığını belirterek, üniversite sınavının gelişim için bir dönemeç olduğunu da sözlerine ekledi. (İbrahim Koçyiğit-İLKHA)