USD 5.2957000732422 EUR 6.0644001960754 GBP 6.7548999786377 Gram altın Cumhuriyet Altını Gümüş ONS 1278.9599609375 Yarım Altın

Öğle:12:07 İkindi:15:13
17 °C

'Peygambere hakaret hiçbir zaman bir düşünce özgürlüğü olamaz'

Advert 'Peygambere hakaret hiçbir zaman bir düşünce özgürlüğü olamaz'

Midyat Azim-Der Başkanı Samir Özhan, "Peygambere hakaret hiçbir zaman bir düşünce özgürlüğü olamaz." dedi.

Hazreti Muhammed'e ve İslami değerlere saldıran Oda TV’ye sert tepki gösteren Midyat Azim-Der Başkanı Samir Özhan, "Peygambere hakaret hiçbir zaman bir düşünce özgürlüğü olamaz." dedi.    

Peygamber Efendimize ve İslami şahsiyet ile değerlere saldıran Oda TV’ye tepkiler sürüyor. İslam’a ve Peygamberimize hakaret eden Yerli Charlie Hebdo görevini gören Oda TV adlı internet sitesine bir tepki de Peygamber Sevdalıları Vakfı’na üye derneklerden Midyat Azim-Der'den geldi.

Her fırsatta Peygamber Efendimize ve İslami şahsiyet ile değerlere saldırmaktan geri durmayan Oda TV'ye sert tepki gösteren Midyat Azim Eğitim Kültür Sağlık Sosyal yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Samir Özhan inanca, kitaba, Peygambere ve İslam’a hakaretin kesinlikle fikir ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtti. Bu küstahlığı yapan herkesin ve her kurumun cezalandırılması gerektiğini ifade eden Özhan, konuyla ilgili yetkilileri göreve çağırdı.

“Müslümanları sınamak için bu hakaretler yapılıyor”

Tarih boyunca tüm peygamberlere hakaret edildiğini ve Müslümanların sınanmaya çalışıldığını ifade eden Özhan, “ Firavun'un Hazreti Musa’ya, Ebu Cehil ve Ebu Leheb’lerin Peygamber Efendimize yaptığı hakaretler. Yakın tarihimizde Salman Rüşdi'nin Peygamber Efendimize yaptığı hakaret ve maalesef onların takipçileri bugün de Peygamber Efendimize ve ashabına hakaret ediyorlar. Karanlık Oda TV denen site herhalde Salman Rüşdi’nin hayatına, Ebu Cehil ve Ebu Leheb’in hayatına, ne de firavunun hayatına bakmadan hareket etmiştir. Bizler bir sivil toplum kuruluşu Azim-Der olarak ve bir peygamber sevdalısı olarak geçmişte Ashâb-ı Kiram nasıl Peygamber Efendimize sahip çıktıysa, anam babam canımız sana feda olsun ya Resulallah demişseler bugün de bizler onun ümmeti olarak canımız, malımız, her şeyimiz onun sünnetine, O’na hakaret edenlere karşı yekvücut feda etmeye hazırız. Sakın ha Müslümanları sınamaya çalışmayınız. Zarar edecek olan sizlersiniz. Bugüne kadar peygambere sahip çıkanlar hiçbir zaman zarara uğramamışlardır. Tam aksine peygamberlere karşı çıkanlar sürekli hüsrana uğramışlardır. Karanlık oda denen siteyi telin ediyoruz ve diyoruz ki 'Resulullah tek rehberimiz ve tek önderimizdir.' Özellikle kamuoyuna sesleniyorum. İster yerel ister ulusal basın olsun, TV başında bugünlerde sık sık seçimi tartışanlara sesleniyorum, sizlerin seçeceği bir belediye başkanı ya da meclis üyesidir. Ama sizleri bir Ümmet olarak birleştiren Peygamber Efendimize yapılan hakarete tepki vermenizi ve gündeme getirmenizi tavsiye ediyorum. Onun için özellikle ulusal basına sesleniyorum. Özellikle ulusal basının bunun takipçisi olması ve bunu sürekli gündemde tutması gerekir.” dedi

“Peygambere hakaret düşünce özgürlüğü olamaz”

'Peygambere hakaret hiçbir zaman bir düşünce özgürlüğü olamaz.' diyen Özhan, “Düşünce özgürlüğü demek bir insana hakaret etmek demek değildir. Bir insanı veya bir lideri sevmeyebilirsiniz. Hakaret etmek ayrı, onu sevmek, onun yolundan gitmek ayrıdır. Eğer bunlar bir lidere, bir peygambere hakareti özgürlük olarak kabul ediyorsalar, acaba kendi liderlerine yapılan hakaretlere özgürlük diyebiliyorlar mı?” şeklinde konuştu.

“Kutsallarımıza hakaretin cezası anayasal güvenceye alınmalı”

Kutsallarımıza hakaretin bir cezasının olması ve bunun anayasal güvenceye alınması gerektiğini belirten Özhan, “Özellikle bu tür vakaların yaşanması nedeniyle geçmişte ve günümüzde mevcut olan partilerin bir ortak noktada olması gerekir Bu da kutsallarımıza hakaretin cezalandırılabilmesi, bu cezalandırmanın sadece diliyle değil anayasal güvence ile olması gerekir. Eğer bu tür hakaretlere cezalar anayasal güvence altına alınmış olsaydı bu melaneti yapanlar buna cesaret edemezlerdi. Maalesef bu olmadığı için sadece meydanlarda verilen tepkiyle kalıyor. Özellikle bu konuda savcıları göreve davet ediyorum. Hem sivil toplum kuruluşları adına hem halkımız adına bu insanların mutlaka haklarında bir suç duyurusu yapılıp adalet önüne çıkarmalarını talep ediyoruz.” dedi (Süleyman Tunç-İLKHA)